Herkes büyük şehirlerde daha modern lüks ve gösterişli hayatların peşinde. Bir bakın çevrenize hafta sonu olduğunda en çok zaman geçirilen yerler AVM ‘ ler. Yazın serin kışın sıcak olmasının da etkisi vardır diye düşünüyorum. Yeni nesil yaşam tarzları , mobilyalar , aksesuarlar, her türlü ev eşyası, giyimler, farklı yiyecekler, ayakkabılar….Aynen dizilerde filmlerde gördüğümüz gibi bazen ulaşılabilir bazen de çok uzak!..
Tüm hafta içi iş ortamındaki yoğunluk, rekabet , aciliyet duygusu yetmiyormuş gibi hafta sonu da adeta bak ben bunun benzerini yaşıyorum haftaiçi dercesine hep birlikte ailece gidilen kalabalık AVM ler. İlk olarak otopark bulabilme aciliyet duygusu ile başlıyor bu çılgınlık tuzağı. İçeride kaldığıniz zamanla doğru orantılı olarak beğendiğiniz her neyse uygun rengi , bedeni bulma, boş kabin bulma,
evinize bir şey aliyorsaniz acaba evde nasıl durur telaşları.
Ve yemek katlarındaki aşırı gürültü, hijyenden uzak ortamlar, her farklı markanın kendini öne çıkarma telaşı ile bağırarak ürününü satmaya çalışan gençlerimiz !!!
Geçenlerde bir haber okudum
” IKEA binalarında hiç pencere yokmuş ” İçeride alışveriş yapanlara zaman kavramını unutturup daha uzun kalmalarını ve daha çok para harcamalarını sağlamak için.
Tüm bu anlattığım bütük tablonun bende bir tek tanımı var:
” DAYATMA BİR HAYATA HAYIR !”
Hepimiz için HAYIR OLMALI !
Tabi ki AVM ler olacak. Olmalı da. Ve fakat 1 km de 1 AVM değil !!!
Bu yüzden :
AVM de mağaza açan büyük işletmelerin büyük markaların sahipleri markalarınız için bir ilde 1 km de bir bu kadar çok yatırım yapma dayatmasına HAYIR!
AVM ye giden ve buradan keyif alan(?) tüketiciler buralarda geçirdiğiniz zamanı başka bir yerde daha farklı nasıl değerlendirebilirsiniz?
Aynı sürede veya belki de yarısında bile ailece keyif alabileceğiniz başkaca bir hobi veya etkinlik düşünseniz?
Ve en önemlisi tüketicilerin gözünde AVM lerdeki büyük markalarla ayni şartlarda olamadığı için işini büyütemeyen hatta kapatmak zorunda olan girişimci esnafımız…
Kasabımız, bakkalımız, peynircimiz,
konfeksiyoncumuz , berberimiz, hediyelik eşya dükkanımız, telefoncumuz, aksesuarcımız,
yatak satıcımız , saat tamircimiz, perdecimiz,halıcımız, araba yıkamacımız, veterinerimiz,pazardaki domatescimiz, parti malzemeleri satan dükkân, çantacımız , kitapçımız sütçümüz,yumurtacımız..Ve daha niceleri…
Siz de çok iyi tanıyorsunuz bu kişileri..
Onlar bizim yan komşumuz, akrabamız, arkadaşımız,…Hiç birini tanımıyorum diyen olabilir mi? Onlar için HAYIR!
Öncelikle BİZ BİZ’e sahip çıkmalıyız. Girişimciden ,kobiden küçük esnafdan alışveriş yapmaliyiz. Onların ürünlerini ve servislerini anlatmalıyız her yerde.. Birbirimize destek olmalıyız.
Devletin verdiği desteklerle kredilerle esnafın yangını sadece sönmüş gibi görünür.
Ancak süreklilik için akış olması lazım. İş yaşamında akış demek malın ve paranın akmasıdır.
Yaşamın akışı ise tamamen insana bağlı. Değişmek ve değiştirmek de öyle…

DAYATMAYA HAYIR diyebilmek de!